YARATILIŞ GERÇEĞİ
Onlara binmeniz ve süs için atları, katırları ve merkebleri (yarattı). Ve daha sizlerin bilmediğiniz neleri yaratmaktadır.
(Nahl Suresi, 8) |
 |
| Martı türü kuşlarda gaganın biçimi beslenme özelliklerine bağlı olarak türden türe değişiklik gösterir. Örneğin martıların ve özellikle yırtıcı martıların kanca uçlu gagaları yakalayıp koparmaya elverişlidir. Bazı türlerin, örneğin Atlas Okyanusu kıyılarında yaşayan deniz papağanı ile ak sumru kuşlarının gagaları ise birkaç balık taşırken, dalıp yeniden balık avlayabilecekleri bir yapıya sahiptir. Görüldüğü gibi aynı türdeki kuşlar arasında var olan çeşitli özellikler, Yüce Allah'ın eşi benzeri olmayan yaratma sanatını tanımamıza vesile olur. | Burnumuz nefes aldığımız havanın ısıtılması ve nemlendirilmesi görevini üstlenmiştir. Burnun iç yüzeyini kaplayan mukus tabaka su buharı salgı-layarak giren havayı nemlendirir. Mukus tabakanın hemen altında yer alan çok sayıdaki kılcal damar da geçiş sırasında havanın ısınmasını sağlar. Böylece hava, akciğerlerin hassas yapıları için en uygun hale getirilir. Söz konusu mekanizma, binaların sıcaklık ve nem ortamını düzenleyen gelişmiş bir klima sistemine benzer. Burada ana hatlarıyla anlatılan bu işlemler gerçekte oldukça karmaşıktır. |
 |
| Göz, 600 bin sinirle beyne bağlanır. Aynı anda 1.5 milyon mesaj alıp bunları düzenler ve saatte 500 km'lik hızla beyne gönderir. Tek bir noktaya baktığınızda, aslında birbirinden farklı yüzlerce detay görürsünüz. Ayrıca mucizevi bir şekilde göz, bunların hepsinden gelen mesajları ayırt eder, hepsini değerlendirir ve her birini beyne iletir. | İşçi arıların hareketleri son derece tutarlıdır ve bir amaç üzerinedir. Kovandaki bir arı yeni yumurtalar için hücreler hazırlarken, diğeri kraliçeye hizmet etmek için petekler arasında dolaşır, bir üçüncüsüyse bal toplar. Her işçi arı Rabbimiz'in ilhamıyla kesin olarak neyi nasıl yapacağını bilir, kusursuz bir disiplinle hareket eder. |
 |
| Enzimler, hücreleri hareketlendirip reaksiyonları başlatmak ve hızlandırmakla görevlidirler. Bir enzim bir reaksiyonu milyar kere hızlandırabilir. Örneğin insan vücudundaki enzimlerden sadece bir tanesi görevini yapmasaydı, bu cümleyi okumak 1500 yıl sürecekti. Hatta siz bu cümleyi okuyana kadar sizi yaşatan pek çok reaksiyon da devreye girmeyi bekleyecek ve bir-birinden habersiz ve hareketsiz hücreler teker teker ölmeye başlayacaktı. Ancak kusursuz yaratılış sayesinde bu gerçekleşmez ve enzimler görevlerini eksiksizce yerine getirir. | Orkidelerin değişik üreme yöntemleri vardır. Örneğin bazı orkideler nektar üretemez sadece nektar kokusu üretirler. Bu kokuya aldanan arılara nektar vermedikleri halde, onları kandırmış ve polenlerini taşıttırmış olurlar. Bir bitkinin yalnızca polenlerini taşıtmak için nektar vermediği halde nektar kokusunu taklit edebilmesi hiç kuşkusuz ki bu bitkilerin bilinci sayesinde gerçekleşen olaylar değildir. Akıl ve şuur sahibi olmayan bitkiler de diğer tüm canlılar gibi Allah’ın ilhami ile hareket etmektedirler. |
 |
| Kuzey kutbunda yaşayan deniz kırlangıçları, her yıl 30.000-40.000 km.lik yol boyunca kanat çırparlar. Bu kırlangıçların vatanları Kuzey Kutbu’dur. Fakat her yıl Kuzey Amerika, Grönland ya da Sibirya'daki üreme bölgelerin-den, Kuzey Kutbu sularındaki kışlık bölgelere doğru yolculuk yaparlar. | Kutuplardaki buzlu sularda yaşayan balıkların neden donmadığını hiç merak ettiniz mi? Bu balıklar, derilerindeki buz kristallerinin sıcaklığını -20C'ye kadar yükselten bir proteini üreten gene sahiptirler. Bu protein buz kristallerindeki oksijen moleküllerine bağlanarak genleşmelerini engeller yani canlının donmasını önler. |
 |
Confuciosornis’in temsili resmi (üstte)
Confuciosornis
Dönem: Mezozoik zaman, Kretase dönemi
Yaş: 120 milyon yıl
Bölge: Çin
Evrim teorisi, kuşların küçük yapılı ve etobur theropod dinozorlardan, yani bir sürüngen türünden türediği iddiasındadır. Oysa hem kuşlarla sürüngenler arasında yapılan anato-mik karşılaştırmalar hem de fosil kayıtları bu iddiayı yalanlamaktadır. Resimde görülen fosil, ilk örneği 1995 yılında Çin'de bulunan, Confuciosornis olarak adlandırılan soyu tükenmiş bir kuş türüne aittir. Günümüz kuşlarına büyük bir benzerlik gösteren Confuciosornis, kuşların evrimi senaryosunu yıkmıştır. | Gürgen yaprağının günümüzdeki örneği.
Dönem: Senozoik zaman, Eosen dönemi
Yaş: 54 - 37 milyon yıl
Bölge: Cache Creek Oluşumu, British Columbia, Kanada
Bilinen 30 - 40 türü olan gürgen ağacı, genellikle kuzey iklimlerinin hakim olduğu bölgelerde yetişir. Çoğunlukla Doğu Asya ve Çin'in belli bölgelerinde bulunan gürgen ağacının bir iki türüne Avrupa ve Kuzey Amerika'da da rastlanır. Fosil bulguları günümüzde yaşayan gürgenlerle, bundan on milyonlarca yıl önce yaşamış olanlar arasında hiçbir fark olmadığını ortaya koymuştur. Gürgen agaçları, Darwinistlerin iddialarına meydan okumakta, Yaratılış'ın açık bir gerçek olduğunu söylemektedir. |
 |
Günümüzdeki ginkgo yaprağı Gingko Yaprağı
Dönem: Senozoik zaman, Eosen dönemi
Yaş: 54 - 37 milyon yıl
Bölge: Cache Creek Oluşumu, British Columbia, Kanada Darwinistlerin bitkilerin evrimi senaryosunu geçersiz kılan delillerden biri de resimde görülen 50 milyon yıllık ginkgo yaprağıdır. Ginkgoların başka bir bitkiden türemediklerinin, başka bir bitkiye de dönüşmediklerinin göstergesi olan bu fosil, diğer bütün fosil örnekleri gibi evrimcileri büyük bir açmaza sokmaktadır. | Üstteki resimlerde kozalak fosilinden hiçbir farkı olmayan günümüzdeki kozalaklar bulunmaktadır.
Kozalak
Dönem: Senozoik zaman, Paleojen dönemi
Yaş: 65 - 23 milyon yıl
Bölge: Almanya
Ait oldukları ağacın çoğalması için gerekli olan tohumları taşıyan kozalakların yapısı diğer tüm canlılar gibi, milyonlarca yıl boyunca hiçbir değişime uğramamıştır. Günümüzdeki kozalaklarla aynı olan 65 - 23 milyon yıl yaşındaki kozalaklar, tarih boyunca evrimin hiçbir zaman yaşanmadığının önemli örneklerinden biridir. |
 |
Günümüzde yaşayan örnekler üstte At Nalı Yengeci
Dönem: Mezozoik zaman, Jura dönemi
Yaş: 150 milyon yıl
Bölge: Solnhofen, Almanya
Eklembacaklılar filumuna dahil olan at nalı yengeçleri, Chelicerata (kelikeserliler) alt filumuna dahildirler ve örümcekler ve akrep familyalarına daha yakındırlar. Resimde görülen 150 milyon yıl yaşındaki at nalı yengeci fosili, Yaratılış'ın açık bir gerçek olduğunu, evrimin hiçbir zaman yaşanmadığını bir kez daha teyit etmektedir. | Üstteki resimde gördüğümüz mersin balığının yukarıdaki 144 milyon yıllık mersin balığı fosilinden hiçbir farkı yoktur.
Mersin Balığı
Dönem: Mezozoik
zaman, Jura dönemi
Yaş: 144 - 65 milyon yıl
Bölge: Çin
Günümüzde sadece iki familyası soyunu devam ettiren mersin balıkları hep mersin balığı olarak var olmuşlardır. Başka bir canlıdan türememiş, başka bir canlıya da dönüşmemişlerdir. Bu gerçeğin teyidi olan fosil bulguları, diğer tüm canlılar gibi mersin balıklarının da evrim geçirmediklerini söylemektedir. |
 |
Yaratılış'ın açık bir gerçek olduğunu gösteren fosillerden biri de resimde görülen yaklaşık 150 milyon yıl yaşındaki karides fosilidir. Günümüzdeki karideslerden hiçbir farkı yoktur. Karides
Dönem: Mezozoik zaman, Jura dönemi
Yaş: 150 milyon yıl
Bölge: Solnhofen Oluşumu, Almanya
Darwinistlerin iddia ettiği gibi aşamalı bir evrim sürecinin yaşanmadığını gösteren bilimsel bulgulardan bir diğeri de resimde görülen karides fosilidir. Var oldukları ilk andan itibaren tüm özellikleri ve uzuvlarıyla eksiksiz olan karidesler hiçbir değisikliğe uğramamışlardır. Bu karides fosili, evrimin hayal ürünü bir senaryo olduğunu tüm açıklığıyla gözler önüne sermektedir. | Günümüzde yasayan yengeç örnekleri (sağda)
Yengeç
Dönem: Senozoik zaman, Oligosen dönemi
Yas: 37 - 23 milyon yıl
Bölge: Danimarka
Fosil kayıtları canlılığın kökenini anlamak için yeterince zengindir ve bu gerçek karşımıza somut bir tablo çıkarmaktadır: Farklı canlı türleri, aralarında hayali evrimsel "geçis formları" olmadan, yeryüzünde bir anda ve farklı yapılarıyla, ayrı ayrı ortaya çıkmışlardır. Bu da tüm canlıları Yüce Allah'ın yarattığının delillerinden biridir. |
 |
Günümüzde yaşamakta olan suikastçı böceklerden bir örnek (yukarıda) Suikastçı Böcek
Dönem: Senozoik zaman, Oligosen - Miyosen dönemi
Yaş: 25 milyon yıl
Bölge: Dominik Cumhuriyeti
Reduviida (yırtıcı tahtakuruları) familyasına dahil olan bu böceklerin çesitli türleri chagus hastalığını yayan ana faktörlerdir. Darwin'i zehirleyerek onun yaşamını hasta bir şekilde geçirmesine neden olan suikastçı böcek, antenini zehiri enjekte etmek için kullanır ve karşısındaki canlının dokularını eritip sıvılaştırır. | Yanda günümüzde hala yaşamakta olan yürüyen çalı örneği bulunmaktadır.
Yürüyen Çalı
Dönem: Senozoik zaman, Eosen dönemi
Yaş: 45 milyon yıl
Bölge: Rusya
Yürüyen Çalı isimli böcekler yavaş hareket etmeleri ve kamuflaj yapmaları ile tanınır. Uzun bedenleri, bacakları, antenleri ve renkleri ile tıpkı bir çalıya benzerler. Kamuflaj yapan canlılar yaşadıkları ortama son derece uyumlu şekilde yaratılmış vücut yapıları, biçimleri, renkleri ve desenleriyle özel bir koruma altına alınmışlardır. |
 |
Mürekkep Balığı
Dönem: Mezozoik zaman, Kretase dönemi
Yas: 95 milyon yıl
Bölge: Lübnan
Darwin, teorisinin ancak fosil kayıtlarıyla doğrulanabileceğini biliyordu ve bu nedenle paleontolojik çalışmalara büyük umut bağlamıştı. Ne var ki, Darwin'den sonra geçen yaklaşık 150 yıl içinde hiç ara geçiş formu fosili bulunmadı. Dolayısıyla Darwin'in iddiaları hiçbir zaman teyit edilmedi. Fosiller, Darwin'in evrim teorisini geçersizliği ispatlanmış bir teori olarak tarihe gömdü. Bu fosillerden biri de, günümüzdekilerle aynı özelliklere sahip olan, resimdeki 95 milyon yıllık mürekkep balığı fosilidir. | Kaplumbaga fosilinin alttan görünüşü (üst sağda) mükemmel detayları ile günümüz kaplumbağalarından (üst solda) farklı olmadığını göstermektedir.
Kaplumbağa
Dönem: Senozoik zaman, Oligosen dönem
Yaş: 37-23 milyon yıl
Bölge: Brule Oluşumu, Nebraska, ABD
Resimde görülen 37 - 23 milyon yıllık kaplumbağa fosili, mükemmel detayları ile günümüz kaplumbağalarından farklıi değildir. Bu deliller karşısında evrimcilerin kabul etmeleri gereken önemli bir gerçek vardır. Oklahoma Üniversitesi Jeoloji ve Jeofizik bölümünden evrimci David B. Kitts, bu gerçeği şöyle açıklar: "Evrim türler arasında ara geçis formları gerektirir, ancak paleontoloji bunları sağlamamıştır." (David B. Kitts, "Paleontology and Evolutionary Theory," Evolution, Cilt. 28, Eylül 1974, sf. 467) |
|